Cumhurbaşkanı'nı Kandırmaya Çalışıyorlar


Konuşmanın tamamına bakınca oldukça güzel görünüyor. Gerçekten de bütününden ufuk açıcı mesajlar çıkarabiliriz. Fakat satır aralarında gezecek olursak çok dehşetli bir tehlikeyi fark edebiliriz. İşte bu hususta Cumhurbaşkanımızı ikaz etmek boynumuza bir borçtur. Çünkü dindar insanlar sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde kendisini çok seviyor. Onu yanlış yöne doğru yönlendirenleri uyarmak ve dikkatli olmasını sağlamak da bir görevdir.

Muhtarlara karşı yapılan bu konuşmayı tarihte ilk kez CNN televizyonu 13 dakika süre ile canlı yayınladı. Bu yüzden özellikle “namaz kılmayanlara baskı yapılması” gibi bir sözü rüşvet-i kelam kabilinden yani yabancı ülkelerin algılarını düzeltmek için yapılmış bir konuşma sayabiliriz. Lakin bu konuşmaların benzerleri birçok hükümet yetkilisi tarafından da dile getirilip hata ediliyor.

Her şeyden önce “namaz kılmayanlara baskı yapıldığı” yalanını aklı olan kimse kabul edemez. Çünkü tam tersine ülkemizde namaz kılanlara baskı yapılmış yüzbinlerce insan işinden gücünden edilerek zor durumda bırakılmıştır. Yabancılara şirin görünmek için bu kabil sözler söylenebilir lakin buna inanmayı ve kabul etmeyi kimse beklemesin. Bilakis yöneticilerimize karşı inancımızı yitirmeye ve güven kaybına sebep olacağından ciddi bir şekilde eleştiri yapılmalıdır.

Evet, kimsenin dolmuşuna binmeden dolduruşa gelmeden şu basit gerçeği haykırmaktan çekinmemeliyiz. Ülkemizde Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan bu güne kadar dindar insanlara ve özellikle de “namaz kılanlara” ağır bir baskı uygulanmıştır. Hal böyle iken namaz kılmayanlara baskı uygulanıyor gibi sözler çok yanlış ve aslı astarı olmayan beyanlardır.

Bana ayrılan köşelerde yazdığım yüzlerce makalede özellikle askerlerin namaz kılma konusunda yaşadıkları güçlükleri ve uğradıkları ağır baskıları tekrarlamaya gerek duymuyorum. Zira bunu sağır sultan da biliyor. Fakat bilinmeyen husus ise bu baskının hala devam ettiğidir. Sadece namaz değil; alkollü içki içmemek, tesettürlü olmak gibi sayısız konularda dahi dindar insanlara baskı yapılması hususu özellikle kamu kurumlarında yaygın bir hastalıktır. Basit bir misal sayısı belirli bir miktarda olan askeri kurumlarda cami, mescid gibi ibadet yerlerinin açılması NATO yönetmeliklerinde ve kendi kanunlarımızda yer almasına rağmen hala uygulanmamaktadır.

Ordudan atılan on binlerce asker namaz kıldığı için cezalandırılmış ağır bedeller ödetilmiştir. Benim de içinde yer aldığım sayısı binlerle ifade edilen bu insanlara tazminat dahi çok görülmüş zırnık dahi ödenmemiştir. Bu yetmez gibi bir de kalkıp “namaz kılmayanlara baskı yapıldığından” söz etmek insanların aklı ile alay etmektir. Bu yalana inanmak isteyen varsın inansın, istediği kadar kendini kandırsın lakin göz yummakla gece olmaz, gözlerini kapayanlar sadece kendileri için gece yaparlar.

Tekke ve medreselerin kapalı tutulması ile ilgili daha bir çok yasağı ve din ve vicdan özgürlüğüne karşı işlenmiş suçları sonraki yazılarımda dile getireceğim inşaallah, şimdilik bu kadarı yeterlidir, vesselam…