Dedikodu...

Bu gün öğlene kadar uyumuşum, malum emeklilik, o kadar da lüksüm olsun yani. Sabah ezanında uyanırım aslında sonra da vurup kafayı uyurum bir güzel, telefonum çalmaz zilim çalmaz herkes bilir bu halimi, apartman görevlisi bile zilime basmaz, yazışarak anlaşırız çoğu zaman, haftada bir ekmek alırım, haftada bir de süt, sağolsun sessizce kapıma bırakır gider. Sakin bir yaşantım var ve bundan asla ödün vermem, karmaşayı dedikoduyu oldum olası sevmem, keyifli can acıtmayanlar arada bir oluyor elbette yakın dostların birbirini kibarca eleştirmesi desek daha doğru olur bunlara. Şimdi içinden hadi canim hiçmi dedikodu yapmazsın diyenler olmuştur olmaz mı hem de çok bazen insan mecbur bile kaliyor, benim dün başıma gelenler gibi, anneciğim bir sokak ötemde oturur ve her gün onu ziyarete giderim. Anneme gidene kadar bir sürü komşumla karşılaşırım kimi markete gider kimi pazara kimi de birilerine kahve içmeye.  Anneme gidişim tam iki dakika yol mesafesidir ama bendeniz tam bir saatte varmış olurum, mahallenin bütün haberlerini toplar götürürüm istemeden yani. Kim evlenmiş, kimin bebesi olmuş, kim okula gitmiş, kim askere gitmiş benden sorulur, mahallenin muhtarı diye yakında lakap takacaklar vallahi, ama benim dedlkodularım masum hatır sormak babında. Buraya kadar güzel, insanlardan haberdar olup göz aydınlığı,  güle güle otur bahanesiyle araşılıp hatır soruluyor ama dün başıma gelen aman Allahım uzun zamandır tanımadığım, huyunu suyunu bilmediğim bir komşumla karşılaştım selam verdim borçlu çıktım misali, başladı apartmandaki kavgalardan gürültülerden veryansın etmeye  ben de ha hu hafif tebessüm başı öne eğmek sağa sola bakınmakla geçiştirmeye çalışıyorum, anlamıyor kolumu dürtüp duruyor ben de anneme gidiyorum geç kaldım diyorum kibarca, yok anlamıyor motor gibi susmadan anlatıyorda anlatıyor en sonunda tepemin tası attı. Bunları bana neden anlatıyorsunuz dedim gözlerini açtı şaşırarak baktı ve bana kafasını çevirip hiç bir şey söylemeden gitti. Dondum kaldım yine kabahati kendimde buldum dedikodularının en başında yapmalıydım bunu. Yok kibarlıkmış yok kabalık olurmuş diye sonuna kadar dinleyip, sonra tepki vermek usulsüz oldu, böyle kendini bilmezlere başında ağırlığını koyup fırsat vermeyeceksin. Beni ne hallere soktu vicdanımla baş başa bıraktı, doğrularımı gözden geçirdim. Ne oldu yani dedikoduyla içimi kirletti gitti, onu istemeden dinleyip günahına ortak oldum. Herkesin vardır böyleleri etrafında seni dinlemeye mecbur bırakırlar dedikodusuna eşlik etmeyince senden kötüsü olmaz, sonra da seni gider başkalarına anlatırlar, Allah esirgesin böyle insanlardan bizleri de affetsin. En büyük günahlardan biri de dedikodu yapmak yapıyoruz işte, konuşup konuşup sonra da ben doğruları söylüyorum deyip kendimizi aklamaya çalışıyoruz yalan mı. Bosverelim, milletin günahını sevabını bizimkiler bize yeter zaten, herkesin özelinden bize ne, herkes kendi işine baksın. Aslına bakarsanız bu olay bana çok şey öğretti. Karşımdakini kırmayayım, onu dumura uğratmayayım diye sessiz kalmamam gerekliydi. Hatalı olanı en başında uyarmak gerekliymiş çok iyi anladım. Dedikoduculardan uzak duralım birilerini size anlatanlar kesin sizi de birilerine anlatıyorlardir, olay yerini terketmek büyük başarı haberiniz olsun, hele dinen olan günahından hiç bahsetmeyeceğim büyük bir vebal ve hakka girmek daha ne olsun ki, çevremizi güzel insanlarla dolduralım bunları seçmek bizim elimizde, derler ya arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim, ben arkadaşlarımı çok iyi seçmişim elhamdülillah, hepsi ile neredeyse doğduğumdan beri arkadaşım, bu günlere geldik kazasız belasız Allah ömür verirse yaşlılığımızda da beraberiz çünkü bunca yıldır hiç dedikodu yapmadık... Duydum ki gıybetimi yapmışsın, yüzüme söylemekten kaçmışsın, benim gibi bir acizden korkmuş Allah'tan korkmamışsın (Hz. Mevlana) başka söze gerek var mı bilmem...